15/4/2009
ANKARA MANZARASI - HÜKÜMET DÜŞER, ENFLASYON DÜŞER...
Kategori: ANKARA MANZARASI
Ankara olarak muhteşem bir pazar sabahına uyandık. Emre’yi aradım, maça gidecektik. Böyle bir günü Obama ha geldi ha gelecek diye harcamak aptallık olacağından, Obama’ya harcanacak gereksiz telâşı bir kenara bırakıp Ankaragücü-Kocaelispor maçına, 19 Mayıs Stadyumu’na koştuk.
Mâlumunuz, maç öncesi Kocaelispor sondan ikinci, Ankaragücü sondan üçüncüydü. Tüm Ankara tehlikeyi hissetmişti, stadyum çevresi ana baba günüydü. Her zamanki gibi Gençlik Parkı tarafından stadyum alanına girdik, maratona geçecektik ki biletlerin ayrı ayrı satıldığını öğrendik. Yâni maraton biletleri -bu seferlik- yalnızca maraton tribünü tarafında satılıyordu. Maratona geçmek için polis barajını aşmak gerekiyordu. Polis bilet sordu. “Yok, alacağız.”, “Rüzgarlı girişinden o zaman.” dedi. ‘Yuh!’ …dedim içimden. Rüzgarlı Sokak’a dolaşmak neresinden baksanız yarım saat sürecekti. “Hocam bu sıcakta, o kadar yolu dolaştırma bize.” dedim. Polis her aklı başında insanın yapacağını yaptı ve bizi o kadar yolu yürümeye zorlamak yerine, barajdan aşırdı. Hızla maraton gişesine, Rüzgarlı Sokak karşısına vardık. Maçın başlamasına on beş dakika vardı.
Rüyamda görsem inanmazım; ama maça bilet kalmamıştı. Kale arkası 1 TL, maraton 2 TL olunca yolda para bulan maça gelmişti. Melih Gökçek Ankaragücü Başkanı olsa, maç bedâva olacak yâni. Biz ne halt edeceğimizi bilemez halde dolaşırken bir gelenek olarak Karaborsacı çıkageldi. Millet yığıldı adamın tepesine 2 TL’lik biletler 5 TL’den kapış kapış gidiyor. Ne yapalım, adamı Rekâbet Kurumu’na şikâyet edecek hâlimiz yoktu ya, iki bilet de biz aldık. Her kazık yiyen insanda kendini gösteren bir duyguyla “Adam bilet başına 3 TL kazanıyor, 50 tane satsa…” gibi cümlelerle adamın ne zaman holdingleşebileceği hesabına koyulduk. Maraton girişinde, kuyrukta beklerken holdingleşme hesapları yerini “Adam bu kadar bileti nereden buldu acaba? Yok birâder sistem çürümüş.” sorgulamasına bıraktı.
Stadyumdan içeri girdik ki ne görelim, iğne atmak için kolumuzu kaldıracak alan yok. Mecbur en önde, reklam panoları nedeniyle taç çizgisini gözden çıkaranlar bölümünde oturduk; bir başka deyişle teknik direktör bakış açısından iki karış yukarıdaydık.
Maç başlar başlamaz Ankaragücü’nün maçı alacağı anlaşıldı. Oyuncular istekliydi, taraftarlar istekliydi, Hikmet Hoca istekliydi, ben maça ‘üst olur’ oynadığım için istekliydim; bir tek Melih Gökçek oyuncağını ele geçiremediği için kırgındı sanırım. Taraftar cayır cayır yanıp tutuşuyordu; ama terbiyesiz değildi. Artık stadyumlardaki küfürler kalmamıştı sanki. Eskiden taraftar hakemin gay olduğundan başlar, annesinin meslek hayatına ilişkin yakıştırmalarda bulunur ve ardından rakibin anasından bacısından çıkardı. Şimdi tam bir şenlik olmuş. Tribünler arasında kim daha yaratıcı tezâhürat sergileyecek yarışı vardı… (Elbette, erken gelen golün terbiyeye olan katkısını inkâr etmemek gerekiyor.)
İlk gol 11. dakikada geldi. Jaba’dan güzel bir özgür vuruş golü seyrettik. Derken Jaba’nın cabası geldi: 2-0. İkinci yarı yine bir duran top çalışması ardından Bouzid’in golüyle 3-0 oldu. Dakika 85 ve maç 3-0’ken kaçmaya karar verdik. Kalabalığa kalmak istemedik; ama çıkış yasaktı. Dakika 85 olmasına karşın çıkış kapıları açılmıyordu. Sanki 90 dakika maç izleyeceğimiz üzerine sözleşme imzalamışız gibi içeride tutuluyorduk. Millet kapı önüne yığılmaya başladı. Derken bir turnikeden çıkış verildi, tek tek dışarı sızmaya başladık. Halk galeyana geldi, isyan çıkayazdı; kapının önünde görevli giysisiyle duran, ancak görevi o giysiyle durmaktan ibâret olan adam suçu polise attı. Kapıları polis açmıyordu, polis emriyle stadyumda tutuluyorduk yâni. Neyse ki sızma sırası bize de geldi, turnikeden terk ettik stadyumu. Biz terk ettik, 4-0 oldu.
Taraftar maç esnasında bir tezahüratla ana fikri vermişti aslında: “Hükümet düşer, enflasyon düşer, Ankaragücü babayı düşer.” Göreceğiz bakalım... Ankaragücü küme düşse ne olur ben söyleyeyim: Melih Gökçek “Kulübü bana verin, Kayseri’de yapılanı yapıp Ankaraspor’u Ankaragücü’ne çevireyim.” der ve böylece zorla spora siyâset bulaştırır. İnşallah Ankaragücü küme düşmez.